Bu şehir taşa bakmayı bilir.
Ama daha çok taşın arkasındaki iradeye bakar.
Bir gün bir kapı kapandı Erzurum’da.
Gerekçe hazırdı: “Risk.”
Kim itiraz eder ki?
Devlet “dikkat” diyorsa insan durur.
Ama sonra aynı kapının başka bir anahtarla açıldığını gördük.
Halka kapalıydı. Ama protokole açıktı.
Demek ki riskin de bir hiyerarşisi varmış.
Demek ki tehlike, kimin yürüdüğüne bakıyormuş.
Bir binaya “her an yıkılabilir” deyip
içinde uzun uzun dolaşmak…
Buna cesaret mi denir yoksa çelişki mi?
Bu şehir cesareti bilir. Ama çelişkiyi affetmez.
Valilik makamı bu şehirde sadece idari değildir.
Sözü tartılır, adımı izlenir, cümlesi örnek olur.
O yüzden ağızdan çıkan her kelime kolon kadar sağlamdır.
“Yıkılabilir” denmişse kimseyi içeri almamak gerekir.
Alınıyorsa da; o kelime geri çağrılmalıdır.
İkisi birden olmaz!
Sorular bu yüzden büyüyor:
Bu bina gerçekten tehlikeli mi?
Yoksa tehlikeli olan acele mi?
Bu şehir rapordan korkmaz.
Ama raporla heyecanlanan,
başka raporları unutan aklı sorgular.
Palandöken İlçesi’nde yüzde yetmiş risk vardı.
Orada sessizlik hâkimdi.
Kongre Binası’nda ise birden bire alarm çaldı.
Demek ki bazı yapılar sadece beton değildir.
Bazıları hafıza taşır.
Ve hafıza her zaman rahatsız eder.
Erzurum Kongre Binası bir müze değildir sadece.
Bir kararın, bir direncin, bir millet olma anının mekânıdır.
Oraya dokunurken elin değil, niyetin titremesi gerekir.
Bu yazı bir yıkım karşıtlığı değil.
Bu yazı bir tutarlılık çağrısıdır.
Devlet önce sözüne sahip çıkarsa
Taş da ayakta durur, şehir de.
Ama söz çatlar,
Uygulama başka yere giderse
En sağlam bina bile güvensiz görünür.
Bu şehir bekliyor.
Bir açıklama değil belki…
Ama aynı cümleyi
Herkes için kurabilen
bir devlet ciddiyeti!
Mehmet Erdem Aksoy
Erzurum Köşeleri - Yenigün Gazetesi - Bölüm 6 - Kongre Binası Konusu! İzlemek için tıklayınız!




