‘GERÇEĞE DEĞİL, GERÇEĞİ ANLAMAYA ÇAĞIRIYORUM’

  • atauni

Zaman tuhaf bir mercek. Gerçekle kurgu arasındaki çizgiyi öylesine inceltiyor ki, bazen bir bakış, bir satır, bir görsel; bir ömrün gerçeğinden daha ağır gelebiliyor.

 

Öyle bir çağda yaşıyoruz ki; artık hakikati duymaya değil, görmeye çalışıyoruz. Görsel olanı düşünmeden tüketiyor, bağlamdan koparıp hüküm veriyoruz. En tehlikelisi de şu: Görüneni sabitleyip, arka planı yok sayıyoruz.

 

Kimse artık “Bu sahne nedir?” diye sormuyor. “Kime aittir, amacı nedir, hangi koşullarda üretilmiştir?”diye durup düşünmüyor. Her görüntüye, her söze, her paylaşıma bir niyet yüklüyor; bazen olmayan bir olayın üzerine öfkeden kuleler kuruyoruz.

 

Oysa bazı şeyler sadece bir kurgu olabilir. Bir gençliğin telaşsız hayal gücü, bir mizah denemesi, bir dijital çağ refleksi. Cümleler belki süzgeçsiz, ama zararsızdır. Görseller belki planlı değildir ama amaçsızdır!

 

Ve çoğu zaman, hiçbir resmi bağlamı yoktur!

 

Ancak bir toplumun terazisi bozulmuşsa, en masum gölge bile hedefe dönüşür. Yargı süreci olmadan yargılayan, gerçek bilmeden infaz eden bir düzenin adı adalet olamaz!

 

İşte böyle zamanlarda bir duruş fark yaratır. Öyle bir duruş ki, hem makamın ağırlığını hem babalığın yüceliğini omuzlarında aynı anda taşır. Sessizliği tercih etmeyip, tevazu içinde konuşan; hatanın değil algının yükünü üstlenen, sabrıyla örnek olan bir duruş…

 

Makamlar gelir geçer. Ama bazı insanlar bulundukları yeri sadece temsil etmez, o makama değer de katarlar. Çünkü o koltukta sadece bir yönetici değil, aynı zamanda bir baba, bir vatandaş, bir insan oturur. Ve bu insanlar en büyük kararlılığı, en büyük gücü, en sessiz ama en doğru anda gösterir.

 

Her şeyin ölçüsünü kaybettiği bu çağda, gerçek adaletin sesi, çoğu zaman en az konuşandan gelir. Çünkü adalet; bağırarak değil, durarak, anlamaya çalışarak, sabırla kurulan bir dildir.

 

Bugün bir kere daha anlıyoruz ki:

 

Gerçek adalet; linç değil, insaftır.Gerçek adalet; ifşa değil, izanla bakabilmektir.Gerçek adalet; bir görüntüyü değil, o görüntünün ardındaki insanı görmektir.

 

Kamu görevini bir emanet gibi taşıyan, gösterişten uzak ama vakarla yürüyen; makamını değil, vicdanını önceliklendiren duruşuyla halkın gönlünde yer edinen Sayın Mustafa Çiftçi’ye, bu süreçte her zamankinden daha fazla maddi değil, manevi desteğimizi ifade etmeyi bir borç biliyorum.

 

Sözde adalet adı altında, şahsi gayretleri görmezden gelen art niyetli yıpratma çabalarına karşı; gerçek liyakatin, gerçek tevazunun ve hakiki hizmetin arkasında olduğumu açıkça beyan ederim.

 

Kıymetli valimize, bugüne kadar sunduğu tüm emek ve hizmetler için teşekkür eder, onun gibi vicdanlı yöneticilere bu ülkenin her zaman ihtiyacı olduğunu vurgulamak isterim. 

 

Kalın sağlıcakla…

 

 

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.