
Erzurum, son yıllarda akademik alanda oldukça önemli gelişmelere sahne oluyor. Bu gelişmelerin başında ise Atatürk Üniversitesi'nde rektörlük koltuğuna oturan Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu'nun liderliği öne çıkıyor. Ancak Müftüoğlu’nun atanması Trabzonlu olması nedeniyle bazı kesimlerce eleştirilmişti. Çünkü kendisi, Erzurumlu bir akademisyen değil, Trabzonlu. Ancak Aslen Trabzonlu ve İlahiyat camiasında çok saygın bir akademisyenin oğlu. Rektör hoca hayatı Erzurum'da geçmiş tam bir Erzurum sevdalısı kendisi. Bazı çevrelerde “Atatürk Üniversitesi rektörü de Erzurumlu olur” görüşünü pekiştirmiş ve eleştirilerin odağında olmuştu. Fakat burada unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek var: Rektör’ün, nereli olduğundan çok akademik başarısı, bilimsel katkıları ve objektif yönetim tarzıyla Erzurum’a ve Atatürk Üniversitesi’ne büyük bir şans sunuyor. Bunu unutmamak gerekir!
Rektör, her şeyden önce bir bilim insanıdır. Trabzon'dan Erzurum'a taşınarak bu topraklarda eğitim hayatına başlayan Hacımüftüoğlu, İstanbul Üniversitesi’ni bitirdikten sonra Atatürk Üniversitesi'nde Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamlamış ve akademik kariyerine adım atmıştır. Amerika’da TÜBİTAK desteğiyle yaptığı araştırmalar ve Atatürk Üniversitesi’ne kazandırdığı bilimsel projeler, onu uluslararası alanda da tanınan bir bilim insanı haline getirmiştir. Bugün, 494 bilimsel çalışması, 2.630 atıfı ve 22 patenti ile akademik dünyada önemli bir yer edinmiş olan Hacımüftüoğlu, aynı zamanda Türkiye'ye ait ilk ilaç patentini almış bir isimdir.
Hocanın rektörlük dönemi, sadece akademik başarılarıyla değil, aynı zamanda Atatürk Üniversitesi’nin hedeflerine olan katkılarıyla da dikkat çekiyor. Özellikle, Erzurum’u ilaç hammadde üretim merkezi haline getirmeye yönelik başlatılan projeler, üniversitenin bilimsel altyapısını güçlendirmekte ve bölgeyi ilaç ve biyoteknoloji alanında önemli bir merkez haline getirmeye yönelik ciddi adımlar atılmasını sağlamaktadır. Yükseköğretim Kurulu tarafından Atatürk Üniversitesi’ne verilen ilaç, aşı ve biyoteknoloji mükemmeliyet merkezi unvanı, bu çalışmaların ne kadar sağlam bir temele dayandığının bir göstergesidir.
Erzurum’un, ilaç hammadde üretiminde dünya çapında stratejik bir merkez haline gelmesi, şüphesiz ki bilge liderliğinin bir meyvesi olacaktır. Üniversitenin farmakoloji ve kimya bölümleri de, Türkiye’deki liderlik konumlarını pekiştirmekte ve dünya çapında ilk 100’e girmeyi hedeflemektedir. Bu büyük başarılar, sadece üniversiteyi değil, şehri de kalkındırma potansiyeline sahiptir.
Bazı eleştiriler, Hacımüftüoğlu’nun Erzurumlu olmamasını gündeme getirse de, gerçek şu ki, o, bir bilim insanı olarak üniversitesine büyük katkılar sağlamaktadır. Yönetiminde gösterdiği objektiflik, din, dil, ırk ve siyasi görüş farkı gözetmeksizin yaptığı atamalar, Atatürk Üniversitesi’nin akademik başarısını desteklemek adına izlediği doğru yolda ilerlediğini kanıtlamaktadır. Geçtiğimiz Ocak ayında açıkladığı ilaç üretimi müjdesi, bu alandaki hedeflerin ciddiyetini ve üniversitenin gelecekteki bilimsel yatırımlarını ortaya koymaktadır.
Hem Erzurumlu hem de Atatürk Üniversitesi mezunu bir öğrenci olarak, Rektör Hacımüftüoğlu’nu şahsen tanımamakla birlikte şehrimize ve Atatürk Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasının büyük bir şans olduğunu düşünüyor ayrıca çalışmaları ve başarılarıyla gurur duyuyorum. Atatürk Üniversitesi hem ülkemizde hem de Dünya geneli akademik başarılarıyla hatırı sayılır bir üniversite olmakla beraber bir çok üniversitenin kurulumunda öncü olma özelliğiyle öne çıkmaktadır. Erzurum adına çok büyük bir fırsat olan bu dönemi, doğru şekilde değerlendirmek ve Hacımüftüoğlu’nun akademik çalışmalarında destek olmak, şehrimize ve ülkemize katkı sağlamanın en iyi yolu olacaktır. Bilimsel çalışmalarıyla sonuç odaklı, üretken, çalışkan ve özverili bir bilim insanının, üniversitenin lideri olması Erzurum için paha biçilemez bir kazançtır.
Böylesine önemli bir bilim insanını kaybetmek, hem Erzurum hem de Türkiye için büyük bir kayıp olur. Dolayısıyla, akademik çalışmalara katkı sağlayan, bilimsel ilerlemeyi amaçlayan ve başarıyı her zaman hedefleyen Rektör Hacımüftüoğlu’nu desteklemeli, çalışmalarına engel olunmamalıdır!
Hacımüftüoğlu’nun Atatürk Üniversitesi’ne sağladığı katkılar, hem Erzurum’un hem de ülkemizin bilimsel geleceğini şekillendirecek çok önemli adımlar olacaktır. O yüzden, bu büyük fırsatı iyi değerlendirmeli, hep birlikte bu başarıyı sahiplenmeli, Erzurum’u bir bilim merkezi haline getirmek için hep birlikte çalışmalıyız.
Böyle bir bilim adamını kaybetmemek, onun çalışmalarını engellememek, sadece şehrimize değil, tüm Türkiye’ye fayda sağlayacaktır. Hem şehir olarak, hem de üniversite olarak, Rektör Hacımüftüoğlu’nu koruyup kollamalı ve onun bu önemli görevdeki başarılarının tadını çıkarmalıyız.



