Göz Göre Göre

Bir insanın kim olduğu, güçlü günlerinde ona gösterilen ilgiden anlaşılmaz. Asıl ölçü; o insan ortada yokken onun hakkında nasıl konuşulduğudur.

Hayatta herkesin bir becerisi vardır. Kimi konuşur, kimi üretir, kimi yalnızca bulunduğu yere değer katar. Ve bazı insanlar vardır; bir iş gerektiğinde ilk akla gelen isim olurlar. Çünkü emekleri tartışılmazdır.

Fakat bazen insan şaşırtıcı bir şeye tanık olur:

Herkesin bildiği bir gerçek, herkes tarafından özellikle görmezden gelinir.

O an mesele artık iş değildir. Mesele tavırdır.

Çünkü insan, unutulmayı değil; bilerek yok sayılmayı hisseder.

Daha ilginç olanı ise şudur: Bazı insanlar bunu yaparken nezaket cümlelerinin arkasına saklanabileceklerini sanırlar.

“Seni rahatsız etmek istemedik.”  

Oysa insan aklıyla değil, sezgisiyle anlar bazı şeyleri.

Gerçek saygı; ihtiyaç anında değil, yokluğunda gösterilir. Gerçek vefa ise bir insanı yalnızca lazım olduğunda hatırlamak değildir.

İnsanın değeri, adı geçtiğinde belli olur. Daha doğrusu… geçmediğinde.

Hayatta bazı kırgınlıklar yüksek sesle yaşanmaz. Çünkü kendine saygısı olan insan, her şeyi tartışmaya çevirmez. Sadece notunu alır.

Ve zamanla şunu öğrenir:

Bazı insanlar iyi niyet görmeye alışkındır ama kıymet bilmeyi öğrenememiştir.

Oysa mesele bir işi kimin yaptığı değildir. Mesele, bir insanın varlığının bilinmesine rağmen yokmuş gibi davranılmasıdır.

Bu yüzden bazı suskunluklar kızgınlık değil, mesafedir. Bazı geri çekilişler küslük değil, fark ediştir.

Çünkü insan herkese kırılmaz. Sadece kendisinden daha fazla incelik beklediklerine kırılır.

Ve bazen hiçbir cümle kurulmaz. Ne hesap sorulur, ne tartışma çıkar.

Sadece insanın zihninde tek bir düşünce kalır:

“Demek ki mesele benim kim olduğum değilmiş... İnsanların nasıl olduğuymuş.” 

İyi niyetin, vefanın ve inceliğin eksik olmadığı yarınlar dileğiyle…

Saygılarımla.

 

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
Popüler